

GEZDİKLERİM,GÖRDÜKLERİM

Anadolu’nun Ortasında Bir Avrupa Esintisi: Eskişehir Bu hafta rotayı çok uzaklara değil, Anadolu’nun kalbinde bir başarı hikâyesi yazan, enerjisiyle insanı tazeleyen o güzel şehre; Eskişehir’e çevirdim. Eskişehir benim için sadece bir şehir değil; estetiğin, sanatın ve şehircilik vizyonunun bir araya geldiğinde neleri değiştirebileceğinin en somut örneği. Porsuk Çayı kenarında yürürken kendimi bazen Amsterdam’da, bazen bir İtalyan kasabasında hissettiğim bu seyahatin her anı ilham doluydu. Hadi gelin, anlatmaya başlayayım. Porsuk Çayı ve Gondol Sefası Şehrin kalbi şüphesiz Porsuk Çayı. Venedik’i aratmayan gondolları ve nehir kenarındaki kafeleriyle burası şehrin merkezi. Porsuk kenarında bir kahve molası verip geçen gençleri izlemek, o genç ve entelektüel atmosferi solumak, Eskişehir’in "öğrenci şehri" ruhunu anlamak için en doğru nokta. Odunpazarı: Tarihin Estetikle Buluşması Rotamın en heyecan verici durağı ise Odunpazarı oldu. O rengarenk, cumbalı tarihi evlerin arasından geçerken zamanın yavaşladığını hissediyorsunuz. Ama burada asıl durulması gereken yer, dünya çapındaki mimarisiyle OMM (Odunpazarı Modern Müze). Ahşap kütüklerin o muazzam geometrisi, minimalist tasarımı ve içindeki eserler bir sanatçı olarak beni büyüledi. Müzenin yarattığı o çağdaş doku, tarihi evlerle öyle bir kontrast oluşturuyor ki, tam bir "Serli Kafası" karesi ortaya çıkıyor. Tavsiye ediyorum! Bir Masalın İçinde: Sazova Parkı Ve tabii ki Sazova. Şehirden biraz uzaklaşıp kendinizi bir masal şatosunun önünde bulduğunuzda, Eskişehir’in neden bu kadar çok sevildiğini bir kez daha anlıyorsunuz. Korsan gemisinden akvaryuma, masal şatosundan uzay evine kadar her detay titizlikle düşünülmüş. Burada sadece çocuklar değil, içindeki çocuğu yaşatan herkes için bambaşka bir dünya var. Çocukluğunuzu hatırlamanız için listenizin başına Eskişehir'i not edin! Mutlaka Deneyin Çibörek Molası: Eskişehir denince akla ilk gelen lezzet. Odunpazarı’ndaki butik dükkanlarda o sıcak, çıtır çıtır çiböreğin tadına bakmadan dönmeyin. Lületaşı Müzesi: Şehrin beyaz altını olan lületaşının nasıl sanat eserine dönüştüğünü görmek için Kurşunlu Külliyesi içindeki bu müzeyi mutlaka ziyaret edin. Balmumu Heykeller Müzesi: Yılmaz Büyükerşen’in elinden çıkan, yerli ve yabancı pek çok ünlü ismin inanılmaz gerçekçi heykellerini görünce çok şaşıracaksınız. Haller Gençlik Merkezi: Eskiden bir meyve-sebze hali olan bu tarihi binanın bugünkü o şık ve nostaljik haline bayılacaksınız. Eskişehir, her gidişimde bana "bakmak ile görmek arasındaki farkı" hatırlatıyor. Küçük dokunuşların koca bir şehri nasıl bir sanat eserine dönüştürebileceğini görmek isterseniz, ilk fırsatta Eskişehir trenine bir bilet alın derim. Bir sonraki durakta görüşmek üzere!

Ege'de Yaza Merhaba!
Çanakkale'de gezmedik yer bırakmama düşüncesi ile yola çıksam da hala gitmediğim, görmediğim yerler var. Çanakkale'ye özellikle her sene gitmeye çalışırım; Ayvalık, Cunda, Biga, Karabiga, Güre, Akçay, Bozcaada, Gökçeada, Geyikli derken, şu an ne kadar yorgun olduğumu fark ettim. Yakında yazımın tamamı gelecek. Azıcık sabır :)
.png)


